Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Cinsellik Nedir ? Kadın Erkek ve Cinsellik
#1
Cinsellik Nedir ? Kadın Erkek ve Cinsellik

Cinsellik Nedir ? Kadın Erkek Cinsellik,Cinsellik Sonradan Öğrenilebilir mi ?

Dış uyanların güçlü etkisi özellikle hayvanlarla yapılan deneylerde kendini belli etmiştir: Cinsel uyarı dış etkiler olmadığında dişi ve erkek hayvanlar cinsel gerilim içine düşmezlerBu durum, uzun süre cinsel yönden pasif kaldıklarında bile görülmez. Biz insanlar da, dış uyarıların olmadığı bir ortamı hazırlamak son derece güçtür. Çünkü hiçbir cinsel uyan almadığımız ıssız bir adada bile cinsel fantazilerimiz vardır, cinsellikle ilgili düşler kurarız ve dış etkilerin eksikliğini b öylece dengeleriz.


[Resim: Cinsellik-Nedir-Kad%C4%B1n-Erkek-Cinsellik-5.jpg]

Düşlerimiz ve düşünceleri­miz diğer görevlerimiz dolayısıyla cinsellikten saptırılma ancak o zaman biz insanlar da cinsel açıdan uyarlamayacak duruma gire­riz. Cinsel isteğimiz körelmiş gibi görünür.

Aynı sonuçlar cinsel yöndeş cansıkıcı hale gelmiş bir evlilikte de görülebi­lir. Böyle durumlarda bazı insanlar, cinsel isteksizliklerinin yaşlı­lıktan kaynaklandığım düşünürler.Gerçekte cinselliğin bedensel temellerinin varolduğunu bu insanlar ancak cinsel yönden uyarıcı yeni tanışıklıklar yaptıklarında ve bir anda yeniden cinsel "gençli­ğe" ulaştıklarında anlarlar.

CİNSEL YAŞAMIMIZ DOĞAL BİR DÜRTÜDEN BAŞKA BİR ŞEY OLMASAYDI AYNI BEDENSEL ÖZELLİKLERE SAHtP İN­SANLARIN CİNSEL AKTVİTESİ AZ ÇOK BİRBİRİNE BENZER­Dİ

Gerçekte ise, aynı bedensel konumdaki insanların cinsel is­tekleri birbirinden son derece farklıdır. Ergenlik çağından yaşlılık çağma dek haftada ondan fazla orgazm yaşayan erkeklerin se tüm yaşamlarında haftada yalnızca bir kez ya da daha az orgaz­ma ulaşan erkekler de vardır. Kadınlarda farklılıklar daha da büyüktür..


[Resim: Cinsellik-Nedir-Kad%C4%B1n-Erkek-Cinsellik-1.jpg]

Yoğun bir cinsel aktivitesi olan insanların gelişim süreçleri cinsel yönden pek aktif olmayan insanlarınki ile karşılaştırıldığın­da eğitimin etkisinin cinsel yaşam üzerinde ne denli güçlü olduğu kendiliğinden ortaya çıkar.

Bu, özellikle "cinsel uyanma" dönemine değin cinsel açıdan pasif insanlar için geçerlidir. Bu insanlar cinsel uyanların olmadığı bir çevrede yetişmişlerdir. Cinselliğe karşı ka­yıtsız, hatta düşmanca bir tutum içinde olan anababalar tarafından büyütülmüşlerdir.
 Çok erken çağlardan itibaren kendi cinsel ge­reksinmelerini algılamamaya ve cinsel arzularını farketmemeye şartlandırılmışlar dır. Erken çocukluk döneminde kendileri ve anne- babaların arasmda şefkat dolu bedensel iletişim kurulmamıştır. Kendi bedenleri ile cinsel oyunlara girişmeleri yasaklanmıştır. Di­ğer çocuklarla olan ilişkileri sıkı bir şekilde denetlenmiştir. Bu insanlar cinsel duygulan tanıma olanağını bile elde edememişler ve cinsel uyanlarla hiç karşı karşıya kalmadıklarından cinsel duyarlı­lıktan da yeteri kadar gelişmemiştir. Bu insanların "cinsel uyan­maları" bir insanın onlara, kendilerini cinsel bir varlık olarak keşfetme ve onaylama şansı tanımasından, sağlam bir cinsel ilişki kurmak ve sürdürmek için gerekli öğrenme sürecindeki boşluklan doldurmalarına yardımcı olmasından başka bir şey değildir.
Cinsel uyarılma ve cinsel davranışların öğrenilebilir olduğu görüşü diğer toplundan incelediğimizde daha da geçerlilik kazan­maktadır.

Her toplumda farklı cinsel doyum normlarıyla karşılaşı­rız. Yeni Gine kabilelerinden birinde haftada bir kez cinsel ilişki kurmak normal sayılır; bir Afrika kabilesinde ise elli altmış yaşın­daki erkeklerin bile günde en az bir kez cinsel ilişki kurmalan ve birkaç kez doyuma ulaşmalan normaldir.[Resim: Cinsellik-Nedir-Kad%C4%B1n-Erkek-Cinsellik-4.jpg]

İşin en şaşırtıcı yönü ise böylesine değişik kuralların varlığının yanısıra toplumun büyük bir kısmının bunlara uyması ve kendilerini cinsel yönden ne geri kalmış ne de aşın zorlanmış saymalandır. Bu durumu başka türlü açıklamanın yolu yoktur:

İNSANLAR, YETİŞTİRİLİŞLERİ İTİBARİYLE İÇİNDE YAŞADIKLARI TOPLUMUN CİNSEL NORMLARINI KABULLENİRLER VE ONLARI UYGULARLAR.

Bu olguları değerlendirdiğimiz anda da "düdüklü tencere te­orisi" suya düşer. Cinsel davranışlarımız bir doğa ürünü değildir, cinsel gereksinmelerimiz doğanın zorladığı bir işlev sonucu doyu* ma ulaşmaz. Bedensel oluşumların kişiyi sürekli gerilimle yükleyip içten uyarılmış hale getirdiği buna da cinsel eylemle tepki gösteril­mesi gerektiği düşüncesi yanlıştır.

Yeni düşünce modelimizde iki gerçeği daima gözönünde bu­lundurmalıyız:Bir yandan, cinselliğin gelişmesi için doğal veriler gereklidir. Cinselliğin doğal bir temel yapısı vardır. Her şeyden önce cinsellik, fonksiyon gösteren cinsel organlardan, yönlendirme mekanizma­sından (örneğin omurilikte cinsel refleks merkezleri ve beyinde de yönlendirme merkezleri vardır) ve yine fonksiyon gösteren hormon - icardan oluşur. Bunların yanışım, temas ve uyarılmaları sonucu bizde hoş duygular uyandıran birtakım vücut parçalan ile donatıl­mış olarak dünyaya geliriz (ağız, göğüsler, cinsel organlar gibi).


[Resim: Cinsellik-Nedir-Kad%C4%B1n-Erkek-Cinsellik-2.jpg]
 
Bu doğal veriler cinsel yaşantımızın temel taşlandır,öte yandan, cinsel davranışlanmız cinselliğin doğal verilen ile belirlenmez. Cinselliğin "doğalI verilerinden neler elde edebile­ceğimiz, bu ''doğallıktan" gerçekte ne kadar yararlanabileceğimiz hangi toplum şartlarında yaşadığımıza, cinselliğimizle başa çık­mayı nasıl öğrendiğimize ve kişisel olarak önselliği nasıl yaşadığı­mıza ve hangi deneyimleri elde ettiğimize bağlıdır. Cinsellik, cinsel aktivitemizi harekete geçiren ve doğal hedeflere göre yönlendiren bir doğal enerji değil, yaşam öykümüz sırasında işlenen, şekillenen ve sonunda kendi kişiliğimizin bir ifadesi haline gelen bir davranış şeklidir.

Cinsel yönden kendimizi doyuma ulaştırır mıyız, ulaştırırsak bunu nasıl uygularız?
 Kendi cinsimizden ya da karşı cinsten in­sanlarla nasıl ilişki kurarız ?
 Cinsel partnerimizde hangi özellikleri yeğleriz, hangi cinsel alışkanlıklarımız ve tercihlerimiz vardır? 
Cinsel yaşantımızda değişikliği ve serüvenciliği mi severiz, yoksa sürekli bir ilişki mi isteriz ?
 Bütün bunları belirleyen doğa değil, öğrenme sürecimizin sonuçlandır.
 
[Resim: Cinsellik-Nedir-Kad%C4%B1n-Erkek-Cinsellik-3.jpg]

BELİRLİ UYARI DURUMLARINI CİNSELLİK OLARAK KAVRAYIP BUNLARA BELİRLİ ŞEKİLDE VE BELİRLİ BİR GÜÇLE TEPKİ GÖSTERMEYİ ÖĞRENEREK KENDİMİZE ÖZGÜ CİNSEL DAVRANIŞLARI OLUŞTURURUZ.

Kısacası cinsellik, insanın hayvani geçmişinden miras kalan "doğal bir parçası" değildir. Cinsellik, insan olma tarihinin bir parçasıdır.İnsanlığın gösterdiği gelişme sürecinde cinsel davranış­ların da doğal temellerine olan bağımlılığı gevşemiş, cinsel davra­nışlar da ha incelmiş ve gitgide daha fazla kişisel özellikler kazan­mıştır. Bu açıdan bakıldığında cinselliğin, diğer insani yetenekler­den pek bir farkı yoktur. Konuşabilmek için de doğal verilere sahip olmak gereklidir (dudaklar, dil, ses telleri, beyindeki konuşma merkezi, vs).

Mekaleyi sosyal medyada paylaşırmısınız...
Bul
Cevapla


İmlemeler

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi